24 Mayıs 2014 Cumartesi

18 Nisan 2014 Cuma

afilsiz acı

abi adam akıllı neşet ertaş bile dinleyemiyorum.her şeyden yarım yarım var hayatımda.sadece bir şeye odaklanıp hüzünlenemiyorum bile.sevdik ayrıldık acısını bile yaşayamadık.hayal kurduk ilkinde beceremedik gercekleşmesi için son şans verildi onun için çabalıyoruz.sevdiğim kitabı aldım yarısına kadar geldim aklıma koca adam geldi.sonra onun beş para etmez olduğu geldi.ardından hayaller geldi test çözmeye basladım.

kafamdaki adam olsaydı eğer o kişi şuan rahatlıkla acısını cekebilirdim.ben sadece sevdim.gerisini hiç düşünmedim.acıyı afilli yaşamakta var.bazı kızlara imreniyorum sevdiceklerinden ayrılmış acılarını yaşıyolar.bense birini sevdim sadece bu.sevmek yeterli değildir hiçbir zaman.ayrıldığında bile acısını cekebilmeye değer biriyle çay içmektir asıl olan.

ah ulan hayat tavşan kanı bi acı bile cekmeye çok gördün beni.neyse bi neşet ertaş koyalım.gelecek güzel günlere

16 Mart 2014 Pazar

hayatıma giren güzel insanların çocuğunu tanımıyorum.otobüste,tramvayda,minibüs sırasında..şiirin vurgusunu buralarda yapmış sanki tüm şairler.tüm şiirlerin buluştuğu ortak anlardan ibaret hepsi.uç noktadan alıp farklı bir yere götürdüler beni..şiiri hayatımda ön plana çıkaracak zamanım olmadı hiç.şiire yönelik yaşamayı başaramadım.götürdükleri yerden geri dönmek zorunda kaldım.diğerleri önümüze hep öncelik sundu.fakat hepsi bir şeyleri engelleyen öncelikler.bu yaşta ağır geldi,kalbimiz ağırlaştı.düşünmenin bile zamanı olmadığı bir dönemde koca adamın dağıttığı dünyayı toparlama zamanı geldi.bunun icin siire başvurmayı hiç düşünmedim.o kadar uzak kalmışım.bi didem madak durur cantamın içinde.cantamın en güzel yerinde diyecektim de;cantam, içindeki şiirler kadar güzel değil maalesef.bir de kitabın icinde bir gül yaprağı.sanırım hayatımda beni hic bu kadar derin düşündüren bir şey olmadı.bir gül yaprağının gücünden bahsediyorum.bir insanı ancak bu kadar büyütebilir.söylenecek çok şey var ama gecmesi gereken de bir zaman var.

ne demiş en güzel insan " en güzel söz henüz söylenmemiş olandır"

o zamanı bekliyorum..

10 Nisan 2013 Çarşamba

wanted.

Bundan 4 gün önce hiçbir şey düşünmeden,aniden minibüse bindim.Akşam 8 gibiydi.Eylem kendi kendine gerçekleşti.Birden özne ortadan kalktı,imzayı sakatlanmış bir şans attı.Minibüse adımımı attım bir koku geldi.Bunca yıldır minibüs müşterisiyim böyle koku koklamadım.İlk defa minibüse özen gösterenlerle yolculuk yapacaktım.Çok hoşuma gitmişti.(Parayı uzatırken gözüme takılan danteli de varsayarsak.)Kafam hafif sola doğru gitti.En arka sağda biri oturuyordu.Bana öyle bir baktı ki,siz orada olsaydınız o bakışı kendinize zincirlemek isterdiniz.
Şoför koltuğunun arkasında boş yer vardı.Birden kendimi en arka sol köşede buldum.Aramızda sadece 2 koltuk vardı.Sol gözümle ona bakarken tırnaklarımla oynuyordum.Bunu hiç yapmazdım.Tırnağımla oynamayı sevmezdim.O bana bunu bile istemsiz yaptıracak güce sahip birisiydi.Kendimi sol köşede bulduğum gibi içimdeki korkuda nüksetti.Birinden etkilenmek istemiyordum.Ama bu da istem dışı meydana geldi.Sol gözüm diyordum.O iyi bakıyordu,ben gözlerimi kaçırıyordum.Keşke sol gözümle bakabildiğim de onun hakkında her şeyi öğrenebilseydim.Hoş,ben sadece bakmakla kalabildim.Bir an boşluğuma geldi.O biraz eğildi ve " Pardon" dedi."Bir şey sorabilir miyim?"Nasıl heyecanlandım!Şimdi nasıl cevap verecektim..Ne sorabilirdi?Ben ki feminist ruhu baskın biri,nasıl olurda etkilendiğini beyan edebilecek sözcükleri birbirine bağlayarak cevap verecektim.."Avm'ye daha var mı acaba,ben tam bilmiyorum da" dedi.Baktım öyle.' bi-biraz var.yani öyle.öyle olma-lı.olması lazım' dedim.(senelerdir o avm'ye giden ben ..)Belli ki buranın yabancısıydı.Ya da bana yabancı olmak istemiyordu.Ama ben uzun zamandir boyle bir seye yabanci kalmistim.Sol gozum dahil.Teşekkür etti.Ses tonu daha çok konuşmak istiyordu.Ben verdiğim cevabın heyecanıyla susmak zorunda kaldım.Avm'ye yaklaştık.Kaltı ayağa.Kalın kaşları,yeşil gözleri ve upuzun saçlarıyla.Minibüsün ortasına gitti.Müsait bir yerde indi.Arka camdan baktım ama çoktan gözden kaybolmuştu.İnemedim işte,neden bilmiyorum..Üzgündüm.Bende kendime müsait gelen bir yerde indim yine.Minibüsün plakasını aldım.Neden bilmiyorum.Ertesi gün evden cıkmadım.Bir sonraki gün bindim minibüse.Koltuğa oturdum etraf tanıdık geliyordu.Yeşil kadife koltuklar..Onun oturduğu yere oturduğumun farkına vardım.Minibüse binen,inen her kim varsa tek tek baktım.Ama olmadı.Yoktu.Eve dönerkende aynı koltuktaydım.Sahiplenmiştim.Kimse oturamazdı.Fakat bunların hepsi tesadüftü.Minibüsü aramak isterken o beni 2 kere daha bulmuştu.Ama "o" beni bulamadı.Ben de onu bulamadım.Sonuc yine aynı..

Kelimelerimi zamaninda infaz etmeyecektim.Buyuk hataydi.Sol gozumde anlatamadi.


                                                                                                                       5 Nisan Pazartesi...

3 Ağustos 2012 Cuma

Moda Mazoşları!

'Modaya uymaliyiz
Uymayanlari uyarmaliyiz'
Uyaranlari uyandirmaliyiz!
Uyandirmaliyiz ki dusunce ozurgulugumuz guclensin.



Trendlerle yasayan birine kendi dusuncesini sormayiniz.
Cunku alacagin cevabi hemen yanindakine sordugunda da alacaksin.
Bunlar birer gizli örgüt!
Bunlar mazoşistler!
Kendi hayal dunyalarini bir kafes misali tutan bir yigin insanlar!
Her yil kendini yenileyen ama hala adim dahi atamamis aslilar,ayseler,hakanlar!




Hakanlar ki bazi kizlarimiz standart moda-bir nevi tumblr erkekleri- tarzindan etkilenip aşık oluyor..

Ya peki sonra?

Diyoruz ya la bunlar bildigin Mazoş!




Ben bir Boğaz/içiliyim.İçliyim, çay içiciyim.

Türümün ilk ve son örneği benim.
Geri kafalı mıyım neyim.

Yaşıtlarım gibi davranmayı öğrenememiş hal içerisindeyim hala.
Hepsinin üstünde mango,zara ve adını dahi duymadığım onlarca marka kıyafetler var.
Benimkini sorsanız üstüm 10 lira altımdaki 15.
Paramın sürekli olmayışından değildir bu durum.
Olduğunda bile almaya kıyamamışlığımdandır.
Veyahut düzlükte kosmayı sevenlerdenimdir.
Otobüste boş yer varken yerde oturanlardan.
Farklı farklı cemaatlere gidip akşam yemeğini beleşe çıkaranlardan.
Bir Boğaziçili sanılan muhterem kişiliğimle kafaya alamayacagı birini arayanlardan.


Çok içliyim,geniş içliyim;


-  Hayatında 2 kere starbucksa gitmiş birinin mutluluğunu bizzat tattım.
Size bu tadın o "frappuccino" denilen lanet içecegin tadından daha güzel olduğunu içtenlikle söylüyorum.


Velhasıl;

Varlık içinde yokluk çekmenin,yokluk içinde varlık sağlayabilitemin verdiği büyük mutluluk "Boğaziçi'yi kazandın kızım" tümcesinin içinde bulunan  mutluluğa bin basar desem ?



-uzun lafın kısası sana çok mu kısa gelir?